Bebeğimin 7. haftasına geldiğini öğrenmemle birlikte, anneliğinde sabır demek olduğunu öğrenmem çok zor olmadı. Bebeğim her geçen gün beni değiştirmeye başlamıştı. Fakat hepimizin hayatımıza yaptığı tüm müdahalelere rağmen kızmadığımız tek varlık denilebilir. Uyku düzenimizi değiştirmesi, yeme alışkanlıklarımıza müdahale etmesi, kıyafetlerimize karışması, makyajımıza, kokumuza, oturuşumuza, kalkmamıza... karışmasına sinirlenmediğimiz tek canlı. Hatta çoğu zaman bize yaptığı müdahaleler, herşeyin yolunda olduğunun bir göstergesi olduğu için seviniyoruz. Aman miğdemiz bulandı şükürler olsun bile diyoruz.:)) İşte anneliği öğrenmeye başlıyoruz o daha fasulyeyken. Onu görmeden sevmeyi, ona göre hayatımızı düzenlemeyi, endişe duygusunu abartmayı o fasulyeyken öğreniyoruz. Bakalım daha neler öğrenicez?
14 Ekim 2013 Pazartesi
(6. Hafta) BEBEK var :)))
Herşeyin ilki gibi en güzel kontroller de ilk kontroller diyebilirim. Evet şu 3, 4TL'ye aldığın idrar testi ve vermiş olduğun kan sonucu hamilesin ama asıl önemli olan kese nasıl ? İçinde fasülye var mı? Evet ilk kontrolümüzde her şey yolundaydı, keseyi görmek bile çok güzeldi :) Folik asit kullanımına her hamile bayan gibi başlıyorsun. Ama ben doktorun önerisiyle folicade kullanıyorum. İçinde folik asit + B 12 vitamini var. İlk aylar olduğu için, doktor kontrollerimiz sıktı. Ve en güzel kısmına yaklaşıyorduk. Kalp atışını duymamıza 1 hafta kalmıştı. Bu sırada kurban bayramının 10 gün tatil olmasını duymamızla birlikte tatil planlarımız başlamıştı. Oraya mı gitsek buraya mı gitsek derken tatilde hiç bir yere çıkamayacağımızı öğrendik. Bayramdan iki gün önce ufak bir sıkıntı yaşamıştım. Bu sefer tekrar düşük olacak diye çok korktum. Hemen hastaneye gittik. Ve o akşam kalp atışını duyduk :)). Doktor dinlenmem gerektiğini, 3 öğün progestan kullanmam gerektiğini söyledi. Tabi beni ve ailemi ciddi bir panik havası aldı. Hemen anneme taşındık. Sevgili ailem beni yerimden kaldırmadı. Kısa süreli işime ara verdim. Hem bana hem bebeğime çok güzel baktılar. Allah a şükür ailem ve eşim sayesinde bu süreci kolay atlattım. Anne olmak için uğraşırken, en çok anneye ihtiyaç duymak da hayatın cilvesi :))
8 Ekim 2013 Salı
BLOGCU ANNELER
Bir anne adayı neden blog yazar;
Bir anne adayı neden blog yazar;
- Hamilelik süreci tek başına yaşanılacak bir süreç olmadığı için,
- Duygularını, heyecanlarını hatta fazla kilolarını paylaşabildiğin için,
- Yüzünün neden sürekli asık olduğunu düşünenlere; şuan miğde bulantısı çekiyorum, ilk 3 ayı böyle demek istemediğin için.
- İştahın ne çok açıldı diyenlere, hamileyim demek istemediğin için,
- İlk hamileliğini hafta hafta kaydedip, ikinci hamilelikte rahatça copy paste yapabilmek için,
- Kızlarımız (erkekler asla sormayacak) anne sen nasıl bir hamileydin dediklerinde, kanıtlı belgeler sunabilmek için,
- Sevgili eşlerimizin tüm anlarımızı daha iyi anlayabilmeleri için,
- Nereden alışveriş yapılmalı, hangi krem kullanılmalı, hangi ilaç içilmeli, kaç lt su içilmeli gibi soruları doktorlara sormamak için,
- Her şeyden öte kendimiz için:))
Bu nedenlerin dışında;
Blog yazmamda asıl beni cesaretlendiren ilk blogcu anne: Fatma (http://annelikheyecanim.blogspot.com/) Diğer blogcu ve tecrübeli anne: Betül (http://bebisimbuyuyor.blogspot.com/)' e gönülden teşekkür ederim. Sayelerinde benimde bir blogum var :)))) Aslında kendileri beni anne olmaya da heveslendirdi :)).
1 Ekim 2013 Salı
ANNE OLMA DÜŞÜNCESİ...
08.09.2010 ve 11.09.2010 yılında çifte düğünle evlilik dünyasına giriş yaptık. Evliliğimizin ikinci yılını tamamlamış, aklımızca yapmamız gereken tüm işlerimizi yapıp, sırada çocuk düşüncesiyle, evlilik yıl dönümümüz de tatile gittik (08.09.2013). Sonuç : Anneyim :))
(Aslında bu kadar da basit olmadı hiçbir şey. Her yeni evli çift gibi ilk planlarımız gezmek üzerineydi. Ve 1 sene doyasıya gezdik. Planlamış olduğumuz gezilerimizi yaptık. Her ne kadar birbirimizi tanısak da evliliğe ve birbirimize alışmamız zaman aldı. Hayatımız iş, ev ve okul üçlüsü içerisinde ilerlerken her kadın gibi annelik dürtüleri beni de yoklamaya başlamıştı. İlk işim kadın doğum doktoruna giderek gerekli tahlilleri yaptırmakla başladı. Sanırım fazla pimpirikli bir doktorla karşı karşıya olduğum için, bir sürü tahlil yaptırdık. Veee ne ararsan onu bulursun demişler. Sonuç: Trombofili var sende. Bu da nedir ne değildir derken hamile kaldım :) Hoppp ilk günden kan sulandırıcı iğnelerle tanıştım. Gerçekten zor bir süreçti. Annelik heyecanını yaşamayı bir kenara bırakın, beni başlı başına bir panik almıştı. Tüm vücudum morarmaya başlamıştı bile ama annelik sabretmekti, dua etmekti, bebeğinin sağlıkla tutunması ve kucağına alabilmen için o morlukları umursamamaktı. Ben de öyle yaptım. Ama bu süre bizim için hem hastalıkla tanışma süresi, hem de hamileliğe alışma süresiydi. Bu zorlu süreç, kısa sürede son bulmuştu. Ondan sonraki süreden bahsetmek bile istemiyorum. İlk kez kadın olmanın, anne olmanın zorluğunu o zaman anlamıştım. . Uzun bir süre çocuk düşüncesini rafa kaldırmıştık eşimle birlikte. Çünkü önemli olan sağlıklı bir çocuk dünyaya getirebilmekti...)
Bu olaylardan tam bir yıl sonra tekrar annelik dürtüleri beni yoklamaya başlamıştı. Ama rahatsızlığımdan dolayı hamilelik düşüncesi beni oldukça korkutuyordu. Bu sıra annemin araştırmaları sayesinde yeni bir doktorla tanıştık: Prof. Dr. Aydan Biri. Kendisi riskli gebelikler konusunda uzman. Annemle birlikte doktorla görüşmeye gittik (Ağustos 2013).Tüm bu süreçlerden bahsettik ama doktor ısrarla neden iğne vuruldun diye sorup duruyordu. Cevap belli trombofiliyim. Aydan hoca benim trombofili olmadığımı, riskli gruba girmediğimi, her sağlıklı anne gibi doğum yapabileceğimi söyledi. Yani bu zamana kadar boşuna tedirginlik yaşamıştım. Bu müjdeli haberi ailemle paylaştım. Üzerimden koca bir yük kalkmıştı. Gerçekten bu iğneyle hamile olan tüm annelerin Allah yardımcısı olsun.
İşte asıl bu müjdeli haberden sonra anne olmaya tekrar karar verdim ve eşimle güzel bir tatile çıktım. 1 ay sonra da hamile olduğumu öğrendim :)) Yakınlarım onun deniz çocuğu olduğunu düşünüyorlar ;) Haksız da sayılmazlar...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)